Bir
blogger ve Montessori annesi olarak bu konuda yazmadan duramadım. Türkiye'de
uzun yıllardır Montessori eğitimi veren kurumlar var ancak ismi son yıllarda
duyulmaya başlandığı için çocuğu olmayan insanların bile oldukça merak ettiği
bir konu olduğunu fark ettim.
Montessori Eğitimi, her
çocuğun özel ve farklı olduğundan yola çıkarak, çocuğa kendi kendine yetebilmeyi öğretmek, soyut
kavramları somut materyaller ile vermek gibi prensipleri temel alan, İtalyan
eğitimci Maria Montessory tarafından geliştirilmiş olan okul öncesi eğitim türüdür.
Benim şahsi kanım ilk ve
ortaokulda da devam ettirilmesi gerektiği yönünde. Çünkü bizim geleneksel
eğitimimizin ezbere dayalı olduğu aşikâr. Montessori eğitiminin temelinde
çocuğa kavramları anlayacağı şekilde somutlaştırarak öğretmek yer alıyor ki,
beni anaokulu tercihinde en çok etkileyen nedenlerin başında bu geliyor.Örnek
vermek gerekirse; matematik dersinde 6x3 ü öğretirken 6 dikey, 3 yatay sıra
boncuk alınarak çocuğa saydırılarak çarpma işleminin mantığı öğretiliyor. Sonra
yer değiştirilerek 3x6 nın da aynı rakam olduğu anlatılıyor.
Başka bir örnek; sayıların büyüklüğünün ve basamakların
öğretilmesi için 1000 lik 100 lük 10 luk boncuk serileri kullanılıyor.
Sözel derslerde de; her
haftanın ya da ayın tarihle de uyumlu olan bir konsepti var. Mesela , sonbaharda
turşu ve reçel yapıyor, sonbahar gelince doğada olan değişiklikleri izliyorlar.
Maria Montessory'nin
geliştirdiği modele göre, her çocuk kendine has bir bireydir ve kişisel gelişimi
ona özel metotlarla, özgür bırakıldığı ortamda kendi tercihleri ile
sağlanmalıdır. Ancak takdir edersiniz ki gerçek Dünya'da anaokullarında bu
ortamın her çocuk için ayrı ayrı sağlanması çok olası değil.
Bazı
Montessori okullarında tüm yaş grupları aynı sınıfta ders alıyor.(Gerçek
Montessori eğitiminde yöntemin bu olduğu iddia ediliyor.) Ancak bizim
okulumuzda her yaş grubu ayrı sınıflarda eğitim görüyor ve zaman zaman tüm yaş
grupları bir araya geliyor.
Nehir henüz 39 aylık. 24
aylıkken Montessori eğitimi veren bir anaokuluna başladı. Ben sizlerle bu
süreçte öğrendiklerimi paylaşacağım. Evde de uygulanabilecek öneri ve
yöntemler. Asıl Montessori araçları 3 yaş üstü ders gruplarında kullanılmaya
başlanıyor. Dolayısıyla aşağıda anlatacaklarım benim 3 yaş altı için
tecrübelerimi içeriyor.
·
Montessori eğitimi bu yaş aralığında özellikle
küçük kas gelişimine inanılmaz önem veriyor. Bunu desteklemek için
yapabilecekleriniz:
* Oyun
hamuru ile avucunu açıp kapatmasını sağlamak
* Makas
kullanımı
* Kâğıt
yırtma
* Bezle
masa sehpa silme vb el ve parmak kullanımının yoğun olduğu aktiviteler
·
Küçük kas gelişimi yanında büyük kas gelişimi de
temel hedefler arasında. Bunun nedeni büyük kas gelişiminin zihinsel gelişim
ile paralel olması. Büyük kas gelişimindeki eksiklik denge sorunlarına ve
ilerleyen dönemde çeşitli nörolojik ve psikolojik sorunlara neden olabiliyor.
Bu nedenle denge çalışmalarının insan psikolojisindeki yerinin çok önemli
olduğu vurgulanıyor.
* Çocukların
bu konuda gelişimini desteklemek amacı ile okulda uzun ince sopalar üzerinde
cambazlık yapıyorlar.
* Bize
de başlangıçta scooter daha sonrada kaykay kullanmamız önerildi.
·
Yine büyük kas ve kaba motor becerilerinin
gelişimi için çocuğun hareket düzeyinin sınırlanmaması, maksimum adrenalini
salgılayacağı aktivitelerde bulunmasının (tehlikeleri de göz ardı etmeden)
engellenmemesi
* Yüksek
bir kaydıraktan kaymak, salıncakta hızlı sallanmak
* Tırmanmak,
zıplamak, atmak, çekmek gibi aktiviteler.(Okulun spor salonunda tırmanma
duvarı, zıplama minderi gibi spor aletleri ile gün içinde egzersiz
yaptırılıyor.)
·
Çocuğun mümkün olduğunca kendi işini kendisinin
yapması bekleniyor. (Gerekiyorsa sizin desteğiniz ile tabi)
* Ayakkabısını
kendisinin giymesi
* Yemeğini
dökerek de olsa kendisinin yemesi (Çatal kaşık kullanımı aynı zamanda küçük kas
gelişiminde de yardımcı)
* Kendi
yemek tabağını kaldırması (Okulda bütün çocuklar tabak ve bardaklarını masadan
kaldırıp mutfağa götürüyorlar)
·
5 duyu organının maksimum ölçüde kullanılması
tavsiye ediliyor. Bunun için,
* Değişik
dokulara dokunması ve çıplak ayakla değişik dokuları hissetmesi
* Farklı
türden tatları test etmesi (Baharatlar, farklı ülkelerin yemekleri vb)
* Değişik
kokuların denenmesi
* Kaliteli
ve farklı türde müzik dinletilmesi
* Farklı
uyaranlar içeren görsellere dikkatinin çekilmesi
* Farkı
dillerde konuşarak kulak aşinalığı sağlanması
gibi önerilerde bulunulabilir.
·
Tüm diğer çocuk eğitimi yöntemlerinde olduğu
gibi bilgisayar cep telefonu ve televizyon kullanımı günde maksimum 15 dakika
ile sınırlanmalı. Çünkü çocuğun dış Dünya'ya adaptasyonunu zorlaştırıyor. (Daha
bilimsel açıklaması: sinir hücreleri arasındaki bağlantıyı zayıflatıyor.)
·
Çocuğun doğa ile bağlantısının en yüksek
seviyede olması hedefleniyor. Bitki ve ya hayvan bakımı gibi sorumluluklar
verilmesi oldukça motive edici
·
Özgüven gelişimi içi çok sık kalabalık topluluk
önünde sunumlar yapılıyor.
·
Çocuğun gelişimine ek olarak ailenin de
Montessori konusunda bilinçlendirilmesi için toplantı yapılıyor ve velilere bilgilendirme
e-mailleri gönderiliyor.
·
Bilinenin aksine çok ağır bir disiplin söz
konusu değil. Sadece çocuğun kendi işini kendisinin yapması konusunda oldukça
katılar. Ancak okulda öğretmenleri devamlı olarak çocukları öperken, sarılırken
görebilirsiniz. Bu da Montessori eğitiminin ‘sevgi ile büyütülen çocukların
hayatlarında daha sağlıklı olduğu’ savına bağlı olarak geliştirilmiş ki
geleneksel eğitimden çok da ayrıştığı söylenemez.
Eğer bu yazıyı Google’dan
Ankara'da Montessori eğitimi veren okul araştırırken bulduysanız ısrarla okulun adını
beklediğinizi tahmin ediyorum. Bizim okulumuz “Sihirli Bahçe Montessori
Anaokulu”. Genel anlamda memnun olduğumuzu ve Nehir’e çok şey kattığını
söyleyebilirim. Ankara’da okul arayışında iseniz, Montessori konusunda iddialı
olan bir diğer okul da “İlk İz Yuva Montessori Okulu”.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder